Başarı için inanmak gerekir

Başarı için inanmak gerekir (05.07.2013)

Başarı deyince hepimizin aklına bir tanım gelir. Başarı, belki de üzerinde en çok tanım yapılabilen ender sözcüklerden biridir. Ama kesin olan ve bütün tanımlarda ortak bir nokta vardır ki, başarı; mutluluk vericidir. Ve herkes bir şeyler başarmak ister. 

Itanry David Thoreu bir yerde şöyle demektedir:

“İnsanlar başarmak için doğarlar, başarısızlık için değil.” 

Peki sizce başarının kaynağı nedir? Yoksa başarılar birer şanstan başka bir şey değil midir? Earl wilson da öyle diyor:

“Başarı mı dedin? Başarı tamamıyla şansa bağlıdır! İnanmazsan başarısız insana sor.”

Başarı ve İnanç

Şüphesiz ki, inanmadan başarı gelmez. her şeyden önce kişinin başarabileceğine olan inanması, kısaca kendine güvenmesi gerekir. Çoğunluk başarıya inancın başarının yarısı olduğunu söyler. Belki de başarıya inanç, başarının yarısından daha fazladır. Başarabileceğine inan kişi:

  • Fikirler üretir mazeret değil.

  • Çözümler sunar, problem değil.
  • Nasıl yapacağını düşünür, niçin yapamayacağını değil.
  • Şartların oluşmasını beklemez, şartları oluşturmaya çalışır.
  • Fırsatları engel gibi değil, engelleri fırsat gibi görür. O bardağın dolu kısmını görür, boş kısmını değil.
  • Bir köpeğin leşine değil, güzel dişlerine bakar.
  • Onun için her şeyin bir anlamı vardır. O tereddüt çamuruna batmaz, girişimcidir.

C. Lınk’in dediği gibi;

“Kendini yetersiz gören insan, tereddüt içinde beklerken, girişimci insan hata yapmaktan korkmadığından daha üstün hale gelir.”

Elbette kuru bir inanç başarılı olmak için yeterli değildir. Dil, “Ben yapabilirim.” derken içinizden bir ses; “Hadi canım sen de!” dememelidir. İnsan her şeyiyle başarabileceğine inanmalıdır. Ayrıca inanmak bir sihirli değnek değildir. İnanmak, bir kıvılcım; bir ateşlemedir. Uzaya fırlatılmak üzere bir roket düşünün. Onu fırlatmak için önce roketi ateşlemelisiniz. Sadece ateşlemekle roketi uçuramazsınız, ama ateşlemeden de uçuramazsınız. Tabii ki, roketin uçmasını sağlayan diğer pek çok sistemler topluluğu vardır. Fakat bu sistemleri roketi ateşlemeden çalıştıramazsınız. Veya bir arabayı yürütmeniz için kontağı çevirmeli ve motoru ateşlemelisiniz. İşte inanç da harekete geçmeniz için sizi ateşleyen bir kıvılcımdır. “Evet, başarmak için inanmalısınız.”

Vazgeçmeme ve İnanç

Yurtdışında, alanlarında üstün başarıyı yakalamış insanlarla yapılan bir araştırmaya göre; bu başarılarının altında yatan en büyük etkenin “vazgeçmemeleri” olduğu saptanmış. Evet başarısızlıklardan yılmama ve vazgeçmeme. Aynen suyun akışındaki süreklilik gibi:

”Mermeri delen suyun gücü değil, devamlılığıdır.”

Peki insanlar nelerden vazgeçmez ya da vazgeçmemenin altında neler yatar? “Kendini adamak”.

Evet, vazgeçmemenin altında kendini adamak yatmaktadır. Eğer bir insan kendini herhangi bir işe adamışsa, her şeyiyle kendini o işe verecek ve bütün yetenekleriyle o işe konsantre olacaktır. Böylece o işten vazgeçmeyecektir. Çünkü o, her şeyiyle kendini adamış ve yolunun sevdalısı olmuştur. Öyleyse bir düşünelim: Hangimiz inanmadığımız bir işe, bir amaca, bir hedefe ya da bir davaya kendini adarız?

“Aslında ben önde olacak birisi değilim, ama…”, “Bu dersi başarmam çok zor ama neyse…”, “Aslında ben, ne kadar çalışsam da sonunda iyi bir yönetici ya da başarılı bir iş adamı olamam!”, ” Dershaneye gidiyorum ama sınavı kazanacağımı sanmıyorum!” gibi inancın olmadığı düşüncelerle hedeflerinize konsantre olabilir misiniz? Böylesi düşünceler sizi harekete geçirebilir mi? Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Vazgeçmemek için inanmalısınız, kendinizi adayabilmeniz için inanmalısınız ve kısaca başarmak için inanmalısınız!...

  • Başarısızlık, asla SON nokta değildir.
    Başarısızlık, KADER de değildir.

Şu örneği dikkatle okuyun:

21 yaşında, işinde başarısız olmuş.
22 yaşında, bir yaşam tercihine ulaşamamış.
24 yaşında, işinde tekrar başarısız olmuş.
26 yaşında, eşini kaybetmiş.
27 yaşında, ruhsal bunalıma girmiş.
34 yaşında, kongre seçimlerini kaybetmiş.
36 yaşında, kongre seçimlerini tekrar kaybetmiş.
45 yaşında, senato seçimlerini kaybetmiş.
47 yaşında, başkan yardımcılığı seçimlerini kaybetmiş.
49 yaşında, senato seçimlerini tekrar kaybetmiş.

Ancak başarısızlıklardan yılmamış:
52 yaşında, Amerika Birleşik Devletlerine cumhurbaşkanı seçilmiş.

Eğer yaşadıklarını başarısızlık olarak nitelendirseydi Abraham Lincoln, acaba amaçlarına ulaşabilir miydi?

Siz de hedeflerinizden asla vazgeçmeyin. Başarıya ulaşmak daima kendi içinizdeki mücadele gücündedir.

BAŞARI KENDİ ELLERİNİZDEDİR!